Fetusta enfeksiyonun tanısı

GEBELİKTE KIZAMIKÇIK (RUBELLA) ENFEKSİYONU
HAMİLELİKTE KIZAMIKÇIK ENFEKSİYONU GEÇİRMEK
Kızamıkçık (Rubella, German measles) ateş ve döküntüler ile seyreden bir virüs enfeksiyonudur. Rubella virüsü togavirüs ailesinden bir RNA virüsüdür. Yüzden başlayıp vücuda yayılan tipik döküntü, hafif ateş, lenf bezlerinde şişme, iştahsızlık, baş ağrısı ve eklem ağrısı gibi belirtileri vardır. Bu şikayetlerin hepsi her zaman olmaz, örneğin %5 oranında döküntüler görülmeden geçirilir.
Kızamıkçık hasta kişinin öksürük ve hapşırması ile havaya yayılan virüsler ile bulaşır.

Hasta olan kişi döküntü orataya çıkmadan 1 hafta öncesi ile döküntüyü takip eden 4 günlük süre içinde bulaştırıcılığa sahiptir. Kızamıkçığın kuluçka süresi 14-21 gün arasında değişir. Enfeksiyonu geçiren kişiler ya da aşı olan kişiler hayat boyu sürecek bağışıklık kazanırlar ve bir daha bu hastalığı geçirmezler. Kanda yapılan Rubella IgG tahlili pozitif ise kişi hastalığa karşı bağışıklık kazanmıştır. Bağışıklık kazanmamış ve aşı olmamış çok az sayıda erişkin hastalığı geçirebilmektedir.

Gebelik düşünen herkese gebelikten önceki kontrolde kızamıkçık yani rubella IgG testi yapılarak bağışık olup olmadığı öğrenilmelidir. Bağışıklık kazanmamış kişilere mutlaka kızamıkçık aşısı yapılmalıdır. Aşıdan sonra 1 ay gebe kalınmaması önerilir fakat bu süre içerisinde gebe kalanlarda bir problem oluştuğu görülmemiştir. Bu yüzden erken gebelik döneminde gebe olduğunu bilmeden kızamıkçık aşısı yapılan kişilerde gebeliğin sonlandırılması önerilmez.

Kızamıkçık aşısı canlı aşıdır, gebelik sırasında yapılamaz. Emzirme döneminde aşı yapılabilir.

Virüsun fetusa geçişi gebeliğin ilk 12 haftasında geçirilen enfeksiyonda %90 oranında olurken, 13-16 haftalar arasında %50’dir, 16. haftadan sonra fetusa geçiş azalır %35’lere iner ancak gebeliğin son 2 ayında tekrar artar hatta 36. haftadan sonra oran %90’lara çıkar.

Gebeliğe etkileri nelerdir?
Gebelikte geçirilen enfeksiyon bebekte çeşitli sakatlıklara (anomalilere) hatta ölüme ya da düşüğe sebep olabilir.
Gebeliğin ilk 12 haftasında geçirilen enfeksiyon en az %50 gibi yüksek bir oranda bebeği etkiler. Bunların bir kısmı düşükle sonuçlanırken bir kısmında anomalilere sebep olur. Bu yüzden özellikle ilk 12 haftada geçirilen enfeksiyonlarda gebeliğin sonlandırılması gerekir. Gebeliğin sonlandırılmasını istemeyenlerde immun globulin verilebilir, immunglobulin annedeki enfeksiyonu hafifletebilir fakat bebeği koruyucu etkisi yoktur.
13-16 haftalar arasında geçirilen enfeksiyonların %50’sinde bebekte işitme problemine rastlanır.
17. gebelik haftası ve sonrasında görülen enfeksiyonun ise fetusa zarar verme riski daha düşüktür.

En sık karşılaşılan anomaliler göz problemleri, işitme kaybı, kalp ve zeka problemleri, menenjit, karaciğer ve dalak büyümesi, öğrenme güçlüğü, anemi, beslenme güçlüğü, düşük doğum ağırlığıdır. Bebekte oluşan problemlere “konjenital rubella sendromu” denir. Konjenital rubella sendromunun klasik triadı katarakt, sağırlık ve kalp anomalileridir.

Bulgular:
– Sensorinöral sağırlık (Ek sık)
– Katarakt, retinopati, konjenital katarakt
– Mikrosefali
– Ventrikülomegali
– İntrakranial kalsifikasyon
– Meningoensefalit
– Kardiyak malformasyonlar
(En sık PDA, En patognomonik bulgu: Supravalvüler pulmoner stenoz)
– Mental retardasyon
– Pnömoni
– IUGR
– Hepatosplenomegali
– Sarılık
– Hemolitik anemi
– Trombositopeni

Kızamıkçık enfeksiyonu geçirilen gebeliklerin %4-9’unda düşük, %2-3’ünde ölü doğum görülür.

Annede enfeksiyonun tanısı:
Şüpheli gebeliklerde tanı Rubella IgM’in pozitif saptanması veya şikayetlerin başlaması ile 15 gün sonrasında bakılan IgG titresinde 4 kattan fazla artış olması veya gebelik başlangıcında bağışık olmadığı bilinen kişide gebelik sırasında antikorların pozitif saptanması ile konur.

Fetusta enfeksiyonun tanısı:
Fetusta enfeksiyon tanısı fetus kanındaki IgM antikorlarının ya da amnion sıvısında ya da koryon villusunda virüsün gösterilmesi ile konabilir. Bu testler fetusa enfeksiyonun geçtiğini gösterse bile fetusta oluşacak hasarların derecesi hakkında fikir veremez. Ayrıca bu testlerin negatif çıkması da her zaman enfeksiyonun olmadığını garanti edemez.

Gebeliğin sonlandırılması:
Gebeliğin ilk 12 haftasında fetusun yüksek oranda etkilenme riskinden dolayı gebeliğin sonlandırılması önerilir. 13-16 hafta arası dönemde fetusa enfeksiyonun geçtiğini gösteren tanı yöntemlerinden faydalanarak ona göre karar verilebilir. 16. gebelik haftasından sonra fetusun etkilenme riski düşüktür fakat aile riski göze almak istemezse gebelik sonlandırılabilir.

GEBELİK (HAMİLELİK) VE HEPATİT (SARILIK)

GEBELİK (HAMİLELİK) VE HEPATİT (SARILIK)
HEPATİT A
Hepatit A enfeksiyonu genellikle iyi yıkanmamış yiyecek ve içeceklerden bulaşır. Tam olarak kendiliğinden iyileşen bir sarılık türüdür, kalıcı hastalık yapmaz. Taşıyıcılık yaratmaz. Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyon bebekte bir anomali ya da sakatlık yaratmaz, teratojen değildir. Gebelikte hepatit A virüsünün plasenta aracılığı ile fetusa geçişi yok denilebilecek kadar azdır.

HEPATİT B
Hepatit B cincel yollla ve kan ürünleri ile bulaşabilen bir virüs enfeksiyonudur. Bu yollar dışında en önemli bulaş nedenlerinden birisi de doğumdur. Doğum sırasında veya emzirme ile anneden bebeğe geçebilmektedir. Doğumdan önce gebelik sırasında anneden bebeğe geçiş nadirdir bu yüzden herhangi bir anomali ya da sakatlık yaratmaz.

Hastalık bir şekilde kişiye bulaştıktan sonra 2-6 ay arasında değişen bir kuluçka döneminden sonra grip benzeri hafif belirtilere neden olur ve bu başlangıç enfeksiyonundan sonra bazılarında kalıcı olarak yerleşir ve buna “taşıyıcılık” denir. Herkeste bu taşıyıcılık oluşmaz, enfeksiyon tamamen iyileşir ve bağışıklık gelişir.

Gebelikte kişinin Hepatit B geçirmesi ya da daha önceden Hepatit B geçirmiş bir taşıyıcının gebe kalması gebelik sırasında düşük, ölü doğum ya da anomali, sakatlık oluşturmaz. Fakat doğum sırasında bebeğe geçme ve bebekte doğumdan sonra hastalık oluşturma riski vardır. Virüs anne sütüne ve oradan da bebeğe emzirme ile geçebilir bu yüzden annelerin emzirmemeleri gerekir.

Gebelikte yapılan Hepatit B testlerinde HBsAg(+) ve AntiHBs (-) ise bu anne adayının taşıyıcı olduğunu gösterir. HBeAg pozitif olması bebeğe geçiş riskinin yüksek olduğu anlamına gelir.

Taşıyıcı annelerden doğan bebeklere doğundan sonra ilk 12 saat içerisinde 0.5 ml Hepatit B immunglobulin ile birlikte ilk doz Hepatit B aşısı yapılmalıdır. Aşının ikinci dozu bebek 1 aylıkken yapılmalı ve bebek 6 aylıkken son doz aşı yapılmalıdır. Ancak unutulmamalıdırki bu tedavi bebekleri %90-95 oranında korur. Bu nedenle tedaviye rağmen bebekler enfeksiyonun geçişi açısından sıkı takip edilmelidir.
Annesi Hepatit B geçirmemiş her yenidoğan bebeğe de rutin aşı takviminde aynı şekilde Hepatit B aşısı 3 doz olarak yapılır.
Hepatit B aşısı inaktive (ölü) bir aşıdır. Gebelik sırasında anneye uygulanmasında sakınca yoktur. Ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gebelikte enfeksiyon hastalıklarından

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Enfeksiyon (infeksiyon) hastalıkları denilince çok sayıda ve çeşitli yüzlerce hastalık bu gruba girer. Bunlar çeşitli bakterilerin, virüslerin, parazitlerin yani mikroorganizmaların sebep oldukları hastalıklardır. Hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyon hastalıklarını gebelik ve bebek sağlığı üzerinde direk etkisi olanlar ve etkisi olmayanlar şeklinde ikiye ayırabiliriz. Örneğin hamilelikte en sık görülen enfeksiyonlardan idrar yolu enfeksiyonları, solunum yolu enfeksiyonları, grip, nezle, ishal gibi enfeksiyonlar çok şiddetli olmadıkça bebek üzerinden genellikle yan etkisi beklenmeyen ve kendiliğinden veya antibiyotik tedavisi ile iyileşen enfeksiyonlardır. Ancak bazı enfeksiyonlar vardır ki bunlar hamile olmayan bir hasta açısından fazla tehlikesi olmayan ancak hamilelik döneminde geçirildiğinde bebeği ciddi şekilde etkileyebilecek enfeksiyonlardır. Örneğin kızamıkçık, toxoplazma, CMV enfeksiyonları hamile olmayan bir hastada çoğunlukla hayati tehlike oluşturmadan atlatılır ancak hamilelik döneminde geçirilmesi bebek (fetus) açısından ciddi tehlikeler taşır, bebekte çeşitli doğumsal anomalilere neden olabilir. Hepatit B enfeksiyonu hem anne açısından hem de bebeğe geçme riski açısından iki taraflı risk oluşturan bir enfeksiyondur.

Belirtileri:
Enfeksiyon hastalıkları bazen yüksek ateş, halsizlik veya diğer çeşitli belirtilerle dikkat çekebilir. Ancak bazı enfeksiyon hastalıkları hiçbir belirti veya şikayet oluşturmadan hamilelik öncesinde veya hamilelik sırasında yapılan tahlillerde tesadüfen saptanabilir.

Önlemler ve korunma:
Gebelikte enfeksiyon hastalıklarından korunmak için alınabilecek önlemler hakkında bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tedavi:
Sonuç olarak enfeksiyon hastalıkları gebelik döneminde çok sık rastlanılan hastalıklardır. Tedavileri de hastalık etkeninin türüne göre ve hastalığın ne zaman geçirildiğine göre, şiddetine göre, bebeğe zarar verme potansiyeline göre çeşitli kriterler göze alınarak planlanır. Her bir hastalık hakkında, belirtileri ve tedavileri hakkında ayrıntılı bilgilere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. Tedavide bazı durumlarda antibiyotik, ağrı kesici, ateş düşürücü ve diğer ilaçlar kullanılabilir, buna fayda-zarar oranına göre karar verilir. Hamilelikte antibiyotik kullanımı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelik depresyonu

GEBELİK (HAMİLELİK) DEPRESYONU

Hamilelik depresyonu (antepartum depresyon) anne adaylarının yaklaşık %10-20’sinde görülen bir durumdur. Hamilelik dönemi bir anne adayı için sevinç, heyecan, mutluluk gibi duyguların yanı sıra zaman zaman korku, endişe gibi duyguları da getiren inişli çıkışlı duygu durumlarına neden olan bir dönemdir. Bu nedenlerle ve ayrıca hamilelikteki hormonal değişikliklerin de etkisiyle anne adaylarının bir kısmında depresyona kadar varan duygu durum değişiklikleri görülebilmektedir. Daha eskiden geçirilen bir depresyon, aile ilişkilerindeki sıkıntılar, gebelik öncesi ve gebelik sırasında çıkan tıbbi problemler, stres gibi durumlarda gebelik depresyonuna katkıda bulunmaktadır.

Hamilelik depresyonu belirtileri:
– Sürekli üzüntü hali
– Konsantre olamama
– Çok az veya çok uzun süre uyuma
– Normalde hoşlanılan aktivitelerden artık zevk almama
– Umutsuzluk, intihar ve ölüm gibi düşüncelere kapılma
– Anksiyete, aşırı sinirlilik
– Suçluluk veya değersizlik hissi
– Yeme alışkanlıklarında değişiklik
– Sosyaleşmekten kaçınmak
– Unutkanlık
– Sürekli ve aniden ağlama atakları
– Cinsel isteksizlik

Tedavi:
Hamilelik depresyonu mutlaka tedavi gerektiren bir durumudur, geciktirilmemelidir, nasıl olsa doğumdan sonra geçer düşüncesiyle ertelenmemelidir. Tedavi edilmediği taktirde hem anne hem bebek açısından çeşitli sakıncalar doğurur. Gebelik depresyonundaki anne gebelik takiplerine, ilaçlarına, beslenmesine gerekli özeni gösteremez. Bu durumu yaşayan annelerden doğan bebekler diğer bebeklere göre daha az aktif görülür ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite, ajidite gibi durumlar daha sık rastlanır bu bebeklerde. Yukarıda sıralanan belirtilerden bir kısmını kendinizde farkettiğinizde hemen doktorunuza başvurmalısınız. Psikiyatri uzmanı tarafından psikoterapi veya diğer yöntemlerle gerekli tedavi uygulanarak hamileliğinize mutlu bir şekilde devam etmeniz sağlanacaktır.